Rahmeti Bol ve Kesintisiz Olan Allah'ın Adıyla.
Tur'a ant olsun;
Satır satır yazılmış Kitap'a,
Üzerine yazı yazılmış, yayılmış ince deriye.
Beyt-i Mamur'a ant olsun.
Yükseltilmiş tavana ant olsun
Doldurulmuş denize ant olsun.
Rabb'inin azabı kesinlikle gerçekleşecektir.
Onu savacak yoktur.
O Gün gök, sarsıldıkça sarsılır.
Dağlar yerlerinden oynar.
O Gün yalanlayanların vay hallerine.
Onlar ki, gereksiz şeylere dalıp oyalanıyorlar.
O Gün, Cehennem ateşine sürüklenirler.
İşte bu, yalanladığınız ateştir!
Bu sihir miymiş? Yoksa siz mi görmüyormuşsunuz?
Oraya girin. Artık dayansanız da dayanmasanız da sizin için birdir. Yaptığınız şeylerin karşılığını görüyorsunuz.
Takva sahipleri cennetlerde ve nimetler içindedirler;
Rabb'lerinin kendilerine verdiklerinden hoşnut olarak. Rabb'leri onları Cehennem ateşinden korumuştur.
Yaptıklarınızın karşılığı olarak, afiyetle yiyin ve için;
Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Biz, onları temiz, "güzel bakışlı" hurilerle eşleştirmişizdir.
İman eden, soyları da iman ederek kendilerine tabi olan kimselerin, soylarını da kendilerine kattık. Ve onların yaptıklarından bir şey eksiltmedik. Herkes kendi yaptıklarının karşılığını alacak.
Onlara; meyvelerden, etlerden ve canlarının çektiği şeylerden bol bol sunarız.
Birbirlerine, saçmalamaya ve günaha yol açmayan kadehler sunacaklar.
Sedefleri içine gizlenmiş inci gibi gılmanlar, hizmet için çevrelerinde dolanırlar.
Bir araya gelerek söyleşirler:
"Doğrusu biz, daha önce ailemizden dolayı korkuyorduk."
"Şimdi, Allah, bizi nimetlendirdi ve bizi kavurucu ateşin azabından korudu."
"İyi ki daha önce yalnızca O'na yöneldik. Kuşkusuz ki O, İyilik Yapan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."
O halde öğüt vermeye devam et. Rabb'inin nimeti sayesinde ne kahin ne de mecnunsun.
Yoksa: "O bir şairdir, ansızın zamanın felaketine uğramasını bekliyoruz." mu diyorlar?
De ki: "Bekleyin! Ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim."
Yoksa onların düşleri böyle mi istiyor? Yoksa onlar azgın bir halk mı?
Yoksa: "Onu kendisi uydurup söyledi." mi diyorlar? İşin gerçeği, onlar inanmak istemiyorlar.
Eğer söylediklerinde haklı kimselerse, onlar da onun benzeri bir hadis getirsinler!
Yoksa onlar, bir yaratıcı olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa yaratanlar onlar mıdır?
Yoksa gökleri ve yeryüzünü onlar mı yarattı? Hayır, onlar gerçeğe ulaşmaya yanaşmıyorlar!
Yoksa Rabb'inin hazineleri onların yanında mı? Veya kendilerinin her şeye güç yetirebileceklerini mi sanıyorlar?
Yoksa onların, orada dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri buna dair bir belge getirsinler!
Yoksa kızlar O'nun da oğullar sizin mi?
Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir yük altına mı giriyorlar?
Yoksa gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar?
Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ne var ki tuzağa düşecek olanlar Kafirlerdir.
Yoksa onlar için Allah'tan başka bir ilahları mı var? Allah, onların şirk koştuklarından münezzehtir.
Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, "Üst üste yığılmış bulutlardır." derler!
Artık onları cezalandırılacakları güne kavuşuncaya kadar kendi hallerine bırak.
O Gün planları onlara hiçbir yarar sağlamaz. Ve onlar yardım da olunmazlar.
Zulmedenler için bundan başka bir azap daha vardır. Ne var ki onların çoğu, bunun bilincinde değiller.
Rabb'inin hükmünü sabrederek bekle. Sen gözümüzün önündesin. Ve her kalkışında Rabb'ini hamd ile tesbih et.
Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışının ardından O'nu tesbih et.