Yer İşaretleri
Tema
Açık
Koyu
Kontrast
Koyu Kontrast
Papirüs
Vetiver
Iris

81. Tekvir suresi

81. Tekvir suresi
Erhan Aktaş / Kerim Kur'an

سورة التكوير

81. Tekvir suresi
Dolama

Rahmeti Bol ve Kesintisiz Olan Allah'ın Adıyla.

بِسْمِاللّٰهِالرَّحْمٰنِالرَّح۪يمِ
Bismillahir rahmanir rahim.

Güneş köreltildiği zaman,

اِذَاالشَّمْسُكُـوِّرَتْۙۖ١
İzeş şemsu kuvviret.

Yıldızlar bulanıklaştığı zaman,

وَاِذَاالنُّجُومُانْكَدَرَتْۙۖ٢
Ve izen nucumun kederet.

Dağlar yürütüldüğü zaman,

وَاِذَاالْجِبَالُسُيِّرَتْۙۖ٣
Ve izelcibalu suyyiret.

Gebe develer başıboş bırakıldığı zaman,

وَاِذَاالْعِشَارُعُطِّلَتْۙۖ٤
Ve izel ışaru uttılet.

Vahşi hayvanlar bir araya toplandıkları zaman,

وَاِذَاالْوُحُوشُحُشِرَتْۙۖ٥
Ve izel vuhuşu huşiret.

Denizler kaynatıldığı zaman,

وَاِذَاالْبِحَارُسُجِّرَتْۙۖ٦
Ve izel biharu succiret.

Nefisler eşleştirildiği zaman,

وَاِذَاالنُّفُوسُزُوِّجَتْۙۖ٧
Ve izen nufusu zuvvicet.

O diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğu zaman;

وَاِذَاالْمَوْءُ۫دَةُسُئِلَتْۙ٨
Ve izel mev'udetu suilet.

Hangi suçtan dolayı öldürüldüğü!

بِاَيِّذَنْبٍقُتِلَتْۚ٩
Bi eyyi zenbin kutilet.

Defterler açıldığı zaman,

وَاِذَاالصُّحُفُنُشِرَتْۙۖ١٠
Ve izes suhufu nuşiret.

Gök soyulduğu zaman,

وَاِذَاالسَّمَٓاءُكُشِطَتْۙۖ١١
Ve izes semau kuşitat.

Cehennem kızıştırıldığı zaman,

وَاِذَا الْجَح۪يمُسُعِّرَتْۙۖ١٢
Ve izel cahimu su'ıret.

Cennet yaklaştırıldığı zaman,

وَاِذَاالْجَنَّةُاُزْلِفَتْۙۖ١٣
Ve izel cennetu uzlifet.

İnsan, kendisi ile ne getirdiğini görecektir.

عَلِمَتْنَفْسٌمَٓااَحْضَرَتْۜ١٤
Alimet nefsün ma ahdaret.

Hayır, ant olsun sinenlere,

فَلَٓااُقْسِمُبِالْخُنَّسِۙ١٥
Fe la uksimu bil hunnes.

Yörüngesinde dönenlere,

اَلْجَوَارِالْكُنَّسِۙ١٦
El cevaril kunnes.

Kararmaya başladığı an geceye,

وَالَّيْلِاِذَاعَسْعَسَۙ١٧
Vel leyli iza as'as.

Soluk almaya başladığı zaman sabaha ant olsun ki,

وَالصُّبْحِاِذَاتَنَفَّسَۙ١٨
Ves subhı iza teneffes.

Kuşkusuz o çok şerefli bir resul sözüdür;

اِنَّهُلَقَوْلُرَسُولٍكَر۪يمٍۙ١٩
İnnehu le kavlu resulin kerim.

Güç sahibi, arşın sahibi yanında itibarlıdır.

ذ۪يقُوَّةٍعِنْدَذِيالْعَرْشِمَك۪ينٍۙ٢٠
Zi kuvvetin ınde zil arşi mekin.

Kendisine itaat edilen, orada güvenilendir.

مُطَاعٍثَمَّاَم۪ينٍۜ٢١
Mutaın semme emin.

Arkadaşınız mecnun değildir.

وَمَاصَاحِبُكُمْبِمَجْنُونٍۚ٢٢
Ve ma sahıbukum bi mecnun.

Ant olsun o, onu açık ufukta gördü.

وَلَقَدْرَاٰهُبِالْاُفُقِالْمُب۪ينِۚ٢٣
Ve lekad reahu bil ufukıl mubin.

O vahyi gizlemez.

وَمَاهُوَعَلَىالْغَيْبِبِضَن۪ينٍۚ٢٤
Ve ma huve alel gaybi bi danin.

O, taşlanmış şeytanın sözü değildir.

وَمَاهُوَبِقَوْلِشَيْطَانٍرَج۪يمٍۚ٢٥
Ve ma huve bi kavli şeytanin recim.

O halde nereye gidiyorsunuz?

فَاَيْنَتَذْهَبُونَۜ٢٦
Fe eyne tezhebun.

O alemler için zikirden başka bir şey değildir.

اِنْهُوَاِلَّاذِكْرٌلِلْعَالَم۪ينَۙ٢٧
İn huve illa zikrun lil alemin.

Sizden doğru yoldan gitmek isteyenler için.

لِمَنْشَٓاءَمِنْكُمْاَنْيَسْتَق۪يمَ٢٨
Li men şae minkum en yestekim.

Alemlerin Rabb'i Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.

وَمَاتَشَٓاؤُ۫نَاِلَّٓااَنْيَشَٓاءَاللّٰهُرَبُّالْعَالَم۪ينَ٢٩
Ve ma teşaune illa en yeşaallahu rabbul alemin.