Yer İşaretleri
Tema
Açık
Koyu
Kontrast
Koyu Kontrast
Papirüs
Vetiver
Iris

83. Mutaffifin suresi

83. Mutaffifin suresi
Erhan Aktaş / Kerim Kur'an

سورة المطففين

83. Mutaffifin suresi
Kandıranlar

Rahmeti Bol ve Kesintisiz Olan Allah'ın Adıyla.

بِسْمِاللّٰهِالرَّحْمٰنِالرَّح۪يمِ
Bismillahir rahmanir rahim.

Hile yapanların vay haline!

وَيْلٌلِلْمُطَفِّف۪ينَۙ١
Veylun lil mutaffifin.

Onlar, alırlarken tam olarak ölçer, tartarlar.

اَلَّذ۪ينَاِذَاا‌كْتَالُواعَلَىالنَّاسِيَسْتَوْفُونَۘ٢
Ellezine izektalu alen nasi yestevfun.

Satarlarken eksik ölçer, tartarlar.

وَاِذَاكَالُوهُمْاَوْوَزَنُوهُمْيُخْسِرُونَۜ٣
Ve iza kaluhum ev vezenuhum yuhsirun.

Onlar diriltileceklerini bilmiyorlar mı?

اَلَايَظُنُّاُو۬لٰٓئِكَاَنَّهُمْمَبْعُوثُونَۙ٤
Ela yezunnu ulaike ennehum meb'usun.

Büyük bir gün için.

لِيَوْمٍعَظ۪يمٍۙ٥
Li yevmin azim.

O Gün İnsanlar alemlerin Rabb'inin divanında duracaklar.

يَوْمَيَقُومُالنَّاسُلِرَبِّالْعَالَم۪ينَۜ٦
Yevme yekumun nasu li rabbil alemin.

Hayır! Kötülerin kayıtları kesinlikle siccindedir.

كَلَّٓااِنَّكِتَابَالْفُجَّارِلَف۪يسِجّ۪ينٍۜ٧
Kella inne kitabel fuccari le fi siccin.

Siccinin ne olduğunu sen ne bileceksin!

وَمَٓااَدْرٰيكَمَاسِجّ۪ينٌۜ٨
Ve ma edrake ma siccin.

Her şeyin tek tek yazıldığı bir kitaptır.

كِتَابٌمَرْقُومٌۜ٩
Kitabun merkum.

O Gün, yalanlayanların vay haline!

وَيْلٌيَوْمَئِذٍلِلْمُكَذِّب۪ينَۙ١٠
Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Onlar, Din Günü'nü yalanlıyorlar.

اَلَّذ۪ينَيُكَذِّبُونَبِيَوْمِالدّ۪ينِۜ١١
Ellezine yukezzibune bi yevmiddin.

Onu haddi aşan günahkardan başka kimse yalanlamaz.

وَمَايُكَذِّبُبِه۪ٓاِلَّاكُلُّمُعْتَدٍاَث۪يمٍۙ١٢
Ve ma yukezzıbu bihi illa kullu mu'tedin esim.

Ona ayetlerimiz okunduğu zaman, "Eskilerin masalları." der.

اِذَاتُتْلٰىعَلَيْهِاٰيَاتُنَاقَالَاَسَاط۪يرُالْاَوَّل۪ينَۜ١٣
İza tutla aleyhi ayatuna kale esatirul evvelin.

Hayır, hayır! Bilakis, onların yapıp ettikleri şeyler kalplerini kararttı.

كَلَّابَلْ۔رَانَعَلٰىقُلُوبِهِمْمَاكَانُوايَكْسِبُونَ١٤
Kella bel rane ala kulubihim ma kanu yeksibun.

Hayır! Onlar, O Gün Rabb'lerinden perdelenmiş olanlardır.

كَلَّٓااِنَّهُمْعَنْرَبِّهِمْيَوْمَئِذٍلَمَحْجُوبُونَۜ١٥
Kella innehum an rabbihim yevmeizin le mahcubun.

Sonra onlar, Cehennem'e girecekler.

ثُمَّاِنَّهُمْلَصَالُواالْجَح۪يمِۜ١٦
Summe innehum le salul cahim.

Sonra da: "İşte bu yalanlayıp durduğunuz şeydir." denecek.

ثُمَّيُقَالُهٰذَاالَّذ۪يكُنْتُمْبِه۪تُكَذِّبُونَۜ١٧
Summe yukalu hazellezi kuntum bihi tukezzibun.

Hayır! Kuşkusuz ebrar olanların kayıtları kesinlikle İlliyyin'dedir.

كَلَّٓااِنَّكِتَابَالْاَبْرَارِلَف۪يعِلِّيّ۪ينَۜ١٨
Kella inne kitabel ebrari lefi illiyyin.

İlliyyin'in ne olduğunu sen ne bileceksin?

وَمَٓااَدْرٰيكَمَاعِلِّيُّونَۜ١٩
Ve ma edrake ma ılliyyun.

Her şeyin tek tek yazıldığı bir kitaptır.

كِتَابٌمَرْقُومٌۙ٢٠
Kitabun merkum.

Yaklaştırılmış olanlar ona tanık olurlar.

يَشْهَدُهُالْمُقَرَّبُونَۜ٢١
Yeşheduhul mukarrebun.

Ebrar kesinlikle nimetler içindedir,

اِنَّالْاَبْرَارَلَف۪ينَع۪يمٍۙ٢٢
İnnel ebrare le fi naim.

Tahtlar üzerinde nimetleri seyre dalarlar.

عَلَىالْاَرَٓائِكِيَنْظُرُونَۙ٢٣
Alel eraiki yenzurun.

Nimetlerin sevincini yüzlerinden anlarsın.

تَعْرِفُف۪يوُجُوهِهِمْنَضْرَةَالنَّع۪يمِۚ٢٤
Ta'rifu fi vucuhihim nadraten naim.

Onlara mühürlenmiş en leziz, en saf içecekler içirilir.

يُسْقَوْنَمِنْرَح۪يقٍمَخْتُومٍۙ٢٥
Yuskavne min rahikın mahtum.

Onun sonu misktir. Yarışanlar bunun için yarışsınlar.

خِتَامُهُمِسْكٌۜوَف۪يذٰلِكَفَلْيَتَنَافَسِالْمُتَنَافِسُونَۜ٢٦
Hitamuhu misk. ve fi zalike fel yetenafesil mutenafisun.

Onun katkısı tesnimdir.

وَمِزَاجُهُمِنْتَسْن۪يمٍۙ٢٧
Ve mizacuhu min tesnim.

Bir pınardır, yakınlaştırılmış olanların içtiği.

عَيْناًيَشْرَبُبِهَاالْمُقَرَّبُونَۜ٢٨
Aynen yeşrebu bihel mukarrabun.

Suçlular, dünyada İman Edenlere gülüyorlardı.

اِنَّالَّذ۪ينَاَجْرَمُواكَانُوامِنَالَّذ۪ينَاٰمَنُوايَضْحَكُونَۘ٢٩
İnnellezine ecremu kanu minellezine amenu yadhakun.

İman Edenler yanlarından geçerlerken, birbirlerine kaş-göz ederek onlarla alay ediyorlardı.

وَاِذَامَرُّوابِهِمْيَتَغَامَزُونَۘ٣٠
Ve iza merru bihim yetegamezune.

Yandaşlarına döndükleri zaman da neşelenmiş olarak dönüyorlardı.

وَاِذَاانْقَلَـبُٓوااِلٰٓىاَهْلِهِمُانْقَلَبُوافَكِه۪ينَۘ٣١
Ve izenkalebu ila ehlihimunkalebu fekihin.

İman Edenleri gördükleri zaman, "İşte bunlar, kesinlikle sapkın olanlardır." diyorlardı.

وَاِذَارَاَوْهُمْقَالُٓوااِنَّهٰٓؤُ۬لَٓاءِلَضَٓالُّونَۙ٣٢
Ve iza reevhum kalu inne haulai ledallun.

İman Edenlerin üzerlerine gözetici olarak gönderilmediler.

وَمَٓااُرْسِلُواعَلَيْهِمْحَافِظ۪ينَۜ٣٣
Ve ma ursilu aleyhim hafızin.

Artık bugün İman Edenler, Kafirlere gülüyorlar.

فَالْيَوْمَالَّذ۪ينَاٰمَنُوامِنَالْكُفَّارِيَضْحَكُونَۙ٣٤
Felyevmellezine amenu minel kuffarı yadhakun.

Tahtlar üzerinde seyirdeler:

عَلَىالْاَرَٓائِكِۙيَنْظُرُونَۜ٣٥
Alel eraiki yanzurun.

"Kafirler, yaptıkları şeylerin karşılığını buldular mı?" diye.

هَلْثُوِّبَالْكُفَّارُمَاكَانُوايَفْعَلُونَ٣٦
Hel suvvibel kuffaru ma kanu yef'alun.