Rahmeti Bol ve Kesintisiz Olan Allah'ın Adıyla.
Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına ant olsun ki,
Rabb'inin nimeti ile sen mecnun değilsin.
Senin için minnet altında bırakmayan bir ödül vardır.
Sen, kesinlikle büyük bir ahlak üzerindesin.
Yakında göreceksin, onlar da görecekler!
Kimmiş meftun olan.
Kuşkusuz Rabb'in, kimin Kendi yolundan saptığını çok iyi bilir; doğru yolda olanları da en iyi O bilir.
O halde yalanlayanlara boyun eğme.
Onlar, uzlaşmacı olmanı ve böylece de seninle uzlaşmayı isterler.
Hiç durmadan yemin eden düzenbazlara boyun eğme.
Devamlı kusur arayıp laf taşıyan iftiracılara,
Sürekli iyi şeyleri engelleyip haddi aşan günahkarlara,
Zorba, kötü karakterli kimselere;
Mal ve oğulları var diye.
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: "Bunlar evvelkilerin masalları." der.
Yakında hortumunun üzerine damga basacağız.
Kuşkusuz Biz onları belalandırdık. Tıpkı, bahçelerinin ürünlerini sabah erkenden toplayacaklarına dair sözleşen bahçe sahiplerini belalandırdığımız gibi.
Bir istisna da yapmıyorlardı.
Fakat onlar daha uyanmadan, Rabb'in tarafından bir dolaşan onun üzerinde dolaştı.
Böylece, bahçeleri, üzerinde hiç ekin olmayan kara toprak gibi oldu.
Sabah olunca birbirlerine seslendiler.
Eğer, ürününüzü toplayacaksanız, tarlanıza sabah erkenden gidin!
Hemen, sessizce yola koyuldular.
"Sakın ha! Bugün aranıza hiçbir ihtiyaç sahibi girmesin."
İhtiyaç sahiplerini göz ardı ederek erkenden gittiler.
Fakat onu gördüklerinde: "Herhalde yanlış yere geldik!" dediler.
"Hayır! Biz, mahrum bırakılanlarız."
En makul düşünenleri: "Ben, size tesbih etmeliyiz dememiş miydim?" dedi.
Onlar: "Rabb'imizi tesbih ederiz. Doğrusu bizler haksızlık edenlermişiz." dediler.
Ardından birbirlerini suçlamaya başladılar.
"Yazıklar olsun bize! Biz, gerçekten azgınlık eden kimselermişiz."
"Umarız ki, Rabb'imiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Ümitle Rabb'imize yöneliyoruz."
İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilenlerden olsalardı.
Takva sahipleri için, Rabb'lerinin yanında, nimeti bol Cennetler vardır.
İşte böyle, hiç Allah'a teslim olanları, suçlularla bir tutar mıyız?
Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Yoksa bir kitabınız var da bu bilgileri oradan mı öğreniyorsunuz?
İçinde, "Beğendiğiniz şeyler sizindir." yazan bir kitap.
Yoksa siz her ne hüküm verirseniz öyle olacak diye, kıyamet gününe kadar geçerli verilmiş bir sözümüz mü var?
Onlara sor bakalım: "Böyle bir şeye hangisi garanti verebilir?"
Yoksa ortakları mı var? Eğer doğru söylüyorlarsa ortaklarını getirsinler!
Gerçeklerin açığa çıktığı gün secde etmeye çağrılacaklar, ancak buna güçleri yetmez.
O Gün, gözlerini umutsuzca endişe bürüyecek, yüzlerini aşağılanmışlık duygusu kaplayacaktır. Oysaki onlar, fırsat varken secdeye davet olunmuşlardı.
O halde bu hadisi yalanlayanları Bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden yavaş yavaş yaklaştıracağız.
Onlara süre tanıyorum. Kuşkusuz, Benim planım çok sağlamdır.
Yoksa onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borca mı giriyorlar?
Veya gaybın bilgisine sahipler de oradan mı yazıyorlar?
Artık Rabb'inin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi gibi olma. Hani o çok üzüntülü ve hüzünlü olarak seslenmişti.
Eğer Rabb'inden yeniden bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak boş bir yere atılmış olacaktı.
Fakat Rabb'i onu seçti ve iyilerden yaptı.
Kafirler, o öğüdü duydukları zaman, neredeyse gözleriyle seni devireceklerdi. "Kuşkusuz o bir delidir." diyorlardı.
Oysaki o, bütün insanlık için öğütten başka bir şey değildir.