Yer İşaretleri
Tema
Açık
Koyu
Kontrast
Koyu Kontrast
Papirüs
Vetiver
Iris

29. Ankebut suresi

29. Ankebut suresi
Erhan Aktaş / Kerim Kur'an

سورة العنكبوت

29. Ankebut suresi
Dişi Örümcek

Rahmeti Bol ve Kesintisiz Olan Allah'ın Adıyla.

بِسْمِاللّٰهِالرَّحْمٰنِالرَّح۪يمِ
Bismillahir rahmanir rahim.

Elif. Lam. Mim.

الٓمٓ۠١
Elif lam mim.

İnsanlar, iman ettik demekle fitnelendirilmeden bırakılacaklarını mı sanıyorlar.

اَحَسِبَالنَّاسُاَنْيُتْرَكُٓوااَنْيَقُولُٓوااٰمَنَّاوَهُمْلَا يُفْتَنُونَ٢
E hasiben nasu en yutreku en yekulu amenna ve hum la yuftenun.

Ant olsun ki onlardan öncekilerini de fitnelendirmiştik. Böylece Allah, kimin samimi kimin de yalancı olduğunu ortaya çıkarmaktadır.

وَلَقَدْفَتَنَّاالَّذ۪ينَمِنْقَبْلِهِمْفَلَيَعْلَمَنَّاللّٰهُالَّذ۪ينَصَدَقُواوَلَيَعْلَمَنَّالْكَاذِب۪ينَ٣
Ve lekad fetennellezine min kablihim fe le ya'lemennellahullezine sadaku ve le ya'lemenel kazibin.

Yoksa kötülük yapanlar, Biz'den kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü bir yargıda bulunuyorlar!

اَمْحَسِبَالَّذ۪ينَيَعْمَلُونَالسَّيِّـَٔاتِاَنْيَسْبِقُونَاۜسَٓاءَمَايَحْكُمُونَ٤
Em hasibellezine ya'melunes seyyiati en yesbikuna, sae ma yahkumun.

Allah'a kavuşacaklarını umanlar bilsinler ki, Allah'ın belirlediği zaman mutlaka gelecektir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

مَنْكَانَيَرْجُوالِقَٓاءَاللّٰهِفَاِنَّاَجَلَاللّٰهِلَاٰتٍۜوَهُوَالسَّم۪يعُالْعَل۪يمُ٥
Men kane yercu likaallahi fe inne ecelallahi leat, ve huves semiul alim.

Kim cihad ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Allah, kesinlikle hiç kimseye, hiçbir şeye muhtaç değildir.

وَمَنْجَاهَدَفَاِنَّمَايُجَاهِدُلِنَفْسِه۪ۜاِنَّاللّٰهَلَغَنِيٌّعَنِالْعَالَم۪ينَ٦
Ve men cahede fe innema yucahidu li nefsih, innallahe le ganiyyun anil alemin.

İman eden ve salihatı yapanların kötülüklerine mutlaka küfrederiz. Ve kesinlikle onlara yaptıklarından daha iyisi ile karşılık vereceğiz.

وَالَّذ۪ينَاٰمَنُواوَعَمِلُواالصَّالِحَاتِلَنُكَفِّرَنَّعَنْهُمْسَيِّـَٔاتِهِمْوَلَنَجْزِيَنَّهُمْاَحْسَنَالَّذ۪يكَانُوايَعْمَلُونَ٧
Vellezine amenu ve amilus salihati le nukeffiranne anhum seyyiatihim ve le necziyennehum ahsenellezi kanu ya'melun.

Biz, insana anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan bir şey ile Bana şirk koşman için seninle cihad ederlerse, onları dinleme. Dönüşünüz ancak Bana'dır. O zaman yapmış olduklarınızı size haber vereceğim.

وَوَصَّيْنَاالْاِنْسَانَبِوَالِدَيْهِحُسْناًۜوَاِنْجَاهَدَاكَلِتُشْرِكَب۪يمَالَيْسَلَكَبِه۪عِلْمٌفَلَاتُطِعْهُمَاۜاِلَيَّمَرْجِعُكُمْفَاُنَبِّئُكُمْبِمَاكُنْتُمْتَعْمَلُونَ٨
Ve vassaynel insane bi valideyhi husna, ve in cahedake li tuşrike bi ma leyse leke bihi ilmun fe la tutı'huma, ileyye merciukum fe unebbiukum bima kuntum ta'melun.

İman eden ve salihatı yapanları da kesinlikle salihlerin arasına katacağız.

وَالَّذ۪ينَاٰمَنُواوَعَمِلُواالصَّالِحَاتِلَنُدْخِلَنَّهُمْفِيالصَّالِح۪ينَ٩
Vellezine amenu ve amilus salihati le nudhılennehum fis salihin.

Allah'a iman ettiğini söyleyen kimi insanlar vardır ki, Allah yolunda bir eziyet gördükleri zaman, insanların fitnesini Allah'ın azabı ile bir tutarlar. Eğer Rabb'lerinden bir yardım gelecek olsa, kesinlikle, "Kuşku yok ki biz sizinle beraberdik." diyeceklerdir. Oysaki Allah, herkesin göğsünde olanı en iyi bilen değil midir?

وَمِنَالنَّاسِمَنْيَقُولُاٰمَنَّابِاللّٰهِفَاِذَٓااُو۫ذِيَفِياللّٰهِجَعَلَفِتْنَةَالنَّاسِكَعَذَابِاللّٰهِۜوَلَئِنْجَٓاءَنَصْرٌمِنْرَبِّكَلَيَقُولُنَّاِنَّاكُنَّامَعَكُمْۜاَوَلَيْسَاللّٰهُبِاَعْلَمَبِمَاف۪يصُدُورِالْعَالَم۪ينَ١٠
Ve minen nasi men yekulu amenna billahi fe iza uziye fillahi ceale fitneten nasi ke azabillah, ve le in cae nasrun min rabbike le yekulunne inna kunna meakum, e ve leysallahu bi a'leme bi ma fi suduril alemin.

Allah, elbette iman edenleri bilir ve elbette kimlerin de Münafık olduğunu da bilir.

وَلَيَعْلَمَنَّاللّٰهُالَّذ۪ينَاٰمَنُواوَلَيَعْلَمَنَّالْمُنَافِق۪ينَ١١
Ve le ya'lemennallahullezine amenu ve le ya'lemennel munafikin.

Kafirler: İman Edenler'e: "Bizim yolumuza uyun, sizin yanlışlarınızı biz üstlenelim." dediler. Oysa onlar, başkalarının hatalarından hiçbir şey üstlenemezler. Kesinlikle onlar yalancıdırlar.

وَقَالَالَّذ۪ينَكَفَرُوالِلَّذ۪ينَاٰمَنُوااتَّبِعُواسَب۪يلَنَاوَلْنَحْمِلْخَطَايَاكُمْۜوَمَاهُمْبِحَامِل۪ينَمِنْخَطَايَاهُمْمِنْشَيْءٍۜاِنَّهُمْلَكَاذِبُونَ١٢
Ve kalellezine keferu lillezine amenuttebiu sebilena velnahmil hatayakum, ve ma hum bi hamiline min hatayahum min şey', innehum le kazibun.

Onlar hem kendi yüklerini hem kendi yükleri ile birlikte başka yükleri taşıyacaklar. Kıyamet günü, kesinlikle uydurdukları şeylerden hesaba çekilecekler.

وَلَيَحْمِلُنَّاَثْقَالَهُمْوَاَثْقَالاًمَعَاَثْقَالِهِمْۘوَلَيُسْـَٔلُنَّيَوْمَالْقِيٰمَةِعَمَّاكَانُوايَفْتَرُونَ۟١٣
Ve le yahmilunne eskalehum ve eskalen mea eskalihim ve le yus'elunne yevmel kıyameti amma kanu yefterun.

Ant olsun ki Nuh'u halkına gönderdik. Onların içinde bin aydan elli yıl eksik kaldı. Sonunda haksızlık edenleri tufan aldı.

وَلَقَدْاَرْسَلْنَانُوحاًاِلٰىقَوْمِه۪فَلَبِثَف۪يهِمْاَلْفَسَنَةٍاِلَّاخَمْس۪ينَعَاماًۜفَاَخَذَهُمُالطُّوفَانُوَهُمْظَالِمُونَ١٤
Ve lekad erselna nuhan ila kavmihi, fe lebise fihim elfe senetin illa hamsine ama, fe ehazehumut tufanu ve hum zalimun.

Böylece onu ve gemideki arkadaşlarını kurtardık. Onu cümle aleme bir ayet yaptık.

فَاَنْجَيْنَاهُوَاَصْحَابَالسَّف۪ينَةِوَجَعَلْنَاهَٓااٰيَةًلِلْعَالَم۪ينَ١٥
Fe enceynahu ve ashabes sefineti ve cealna haayeten lil alemin.

İbrahim, halka: "Allah'a kul olun ve O'na karşı takva sahibi olun. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır." demişti.

وَاِبْرٰه۪يمَاِذْقَالَلِقَوْمِهِاعْبُدُوااللّٰهَوَاتَّقُوهُۜذٰلِكُمْخَيْرٌلَكُمْاِنْكُنْتُمْتَعْلَمُونَ١٦
Ve ibrahime iz kale li kavmihi'budullahe vettekuh, zalikum hayrun lekum in kuntum ta'lemun.

"Siz ise, Allah'tan başka, birtakım putlara kulluk ediyorsunuz ve tasarladığınız putlarla iftira ediyorsunuz. Şunu iyi bilin ki, Allah'tan başka kulluk ettikleriniz, size bir rızık vermeye güç yetiremezler. Öyleyse, rızkı Allah'tan isteyin. Ve yalnızca O'na kulluk edin. O'na şükredin. Eninde sonunda O'na döndürüleceksiniz."

اِنَّمَاتَعْبُدُونَمِنْدُونِاللّٰهِاَوْثَاناًوَتَخْلُقُونَاِفْكاًۜاِنَّالَّذ۪ينَتَعْبُدُونَمِنْدُونِاللّٰهِلَايَمْلِكُونَلَكُمْرِزْقاًفَابْتَغُواعِنْدَاللّٰهِالرِّزْقَوَاعْبُدُوهُوَاشْكُرُوالَهُۜاِلَيْهِتُرْجَعُونَ١٧
İnnema ta'budune min dunillahi evsanen ve tahlukune ifka, innellezine ta'budune min dunillahi la yemlikune lekum rızkan, febtegu indallahir rızka va'buduhu veşkuru leh, ileyhi turceun.

"Eğer yalanlarsanız, şunu bilin ki, sizden öncekiler de yalanlamışlardı. Resule düşen de açıkça çağrı yapmaktan başka bir şey değildir."

وَاِنْتُكَذِّبُوافَقَدْكَذَّبَاُمَمٌمِنْقَبْلِكُمْۜوَمَاعَلَىالرَّسُولِاِلَّاالْبَلَاغُالْمُب۪ينُ١٨
Ve in tukezzibu fe kad kezzebe umemun min kablikum, ve ma aler resuli illel belagul mubin.

Onlar, Allah'ın yaratmayı nasıl başlattığını hiç düşünmüyorlar mı? Sonra onu tekrarlayacak. Kuşkusuz bu, Allah'a çok kolaydır.

اَوَلَمْيَرَوْاكَيْفَيُبْدِئُاللّٰهُالْخَلْقَثُمَّيُع۪يدُهُۜاِنَّذٰلِكَعَلَىاللّٰهِيَس۪يرٌ١٩
E ve lem yerev keyfe yubdiullahul halka, summe yuiduh , inne zalike alallahi yesir.

De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da ilk yaratışın nasıl olduğuna bakın. Sonra Allah, son inşa etmeyi de aynı şekilde yapacaktır. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir."

قُلْس۪يرُوافِيالْاَرْضِفَانْظُرُواكَيْفَبَدَاَالْخَلْقَثُمَّاللّٰهُيُنْشِئُالنَّشْاَةَالْاٰخِرَةَۜاِنَّاللّٰهَعَلٰىكُلِّشَيْءٍقَد۪يرٌۚ٢٠
Kul siru fil ardı fanzuru keyfe bedeel halka, summallahu yunşiun neş'etel ahıreh, innallahe ala kulli şey'in kadir.

O, Hak eden kimseye azap eder, hak eden kimseye de rahmet eder. Ve O'na döndürüleceksiniz.

يُعَذِّبُمَنْيَشَٓاءُوَيَرْحَمُمَنْيَشَٓاءُۚوَاِلَيْهِتُقْلَبُونَ٢١
Yuazzibu men yeşau ve yerhamu men yeşa', ve ileyhi tuklebun.

Siz, yerde ve gökte aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah'ın yanı sıra başka veliniz ve yardımcınız yoktur.

وَمَٓااَنْتُمْبِمُعْجِز۪ينَفِيالْاَرْضِوَلَافِيالسَّمَٓاءِۘوَمَالَكُمْمِنْدُونِاللّٰهِمِنْوَلِيٍّوَلَانَص۪يرٍ۟٢٢
Ve ma entum bi mu'cizine fil ardı ve la fis semai ve ma lekum min dunillahi min veliyyin ve la nasir.

Allah'ın ayetlerini ve O'nunla buluşma gerçeğini yok sayanlar; işte onlar, Ben'im rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir. Onlar için acıklı bir azap vardır.

وَالَّذ۪ينَكَفَرُوابِاٰيَاتِاللّٰهِوَلِقَٓائِه۪ٓاُو۬لٰٓئِكَيَـئِسُوامِنْرَحْمَت۪يوَاُو۬لٰٓئِكَلَهُمْعَذَابٌاَل۪يمٌ٢٣
Vellezine keferu bi ayatillahi ve likaihi ulaike yeisu min rahmeti ve ulaike lehum azabun elim.

Sonra onun halkının cevabı: "Onu öldürün veya yakın!" demeleri oldu. Bunun üzerine Allah, onu ateşten kurtardı. Bunda iman edecek bir halk için kesinlikle ayetler vardır.

فَمَاكَانَجَوَابَقَوْمِه۪ٓاِلَّٓااَنْقَالُوااقْتُلُوهُاَوْحَرِّقُوهُفَاَنْجٰيهُاللّٰهُمِنَالنَّارِۜاِنَّف۪يذٰلِكَلَاٰيَاتٍلِقَوْمٍيُؤْمِنُونَ٢٤
Fe ma kane cevabe kavmihi illa en kaluktuluhu ev harrýkuhu fe encahullahu minen nar, inne fi zalike le ayatin li kavmin yu'minun.

İbrahim: "Siz, dünya hayatında Allah'ın yanı sıra putları aranızda sevgi vesilesi edindiniz. Sonra Kıyamet Günü, bir kısmınız bir kısmınızı yalanlayacak ve bir kısmınız bir kısmınızı lanetleyeceksiniz. Varacağınız yer ateştir. Ve sizin için bir yardımcı yoktur." dedi.

وَقَالَاِنَّمَااتَّخَذْتُمْمِنْدُونِاللّٰهِاَوْثَاناًۙمَوَدَّةَبَيْنِكُمْفِيالْحَيٰوةِالدُّنْيَاۚثُمَّيَوْمَالْقِيٰمَةِيَكْفُرُبَعْضُكُمْبِبَعْضٍوَيَلْعَنُبَعْضُكُمْبَعْضاًۘوَمَأْوٰيكُمُالنَّارُوَمَالَكُمْمِنْنَاصِر۪ينَۗ٢٥
Ve kale innemettehaztum min dunillahi evsanen meveddete beynikum fil hayatid dunya, summe yevmel kıyameti yekfuru ba'dukum bi ba'dın ve yel'anu ba'dukum ba'dan ve me'vakumun naru ve ma lekum min nasırin.

Bunun üzerine Lut, O'na inandı. Ve dedi ki: "Ben, Rabb'im için hicret ediyorum. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir."

فَاٰمَنَلَهُلُوطٌۢوَقَالَاِنّ۪يمُهَاجِرٌاِلٰىرَبّ۪يۜاِنَّهُهُوَالْعَز۪يزُالْحَك۪يمُ٢٦
Fe amene lehu lut ve kale inni muhacirun ila rabbi, innehu huvel azizul hakim.

Biz O'na İshak'ı ve Ya'kub'u hibe ettik. Onun soyundan gelenlere Nebi'lik ve Kitap verdik. Böylece O'na dünyada ödülünü verdik. O, ahirette de elbette salihlerden olacaktır.

وَوَهَبْنَالَـهُٓاِسْحٰقَوَيَعْقُوبَوَجَعَلْنَاف۪يذُرِّيَّتِهِالنُّبُوَّةَوَالْكِتَابَوَاٰتَيْنَاهُاَجْرَهُفِيالدُّنْيَاۚوَاِنَّهُفِيالْاٰخِرَةِلَمِنَالصَّالِح۪ينَ٢٧
Ve vehebna lehu ishaka ve ya'kube ve cealna fi zurriyyetihin nubuvvete vel kitabe, ve ateynahu ecrehu fid dunya, ve innehu fil ahıreti le mines salihin.

Hani Lut halkına: "Siz, bu alemde sizden önce yaşamış olanların hiçbirinin yapmadığı bir fahişeliğe yöneliyorsunuz." demişti.

وَلُوطاًاِذْقَالَلِقَوْمِه۪ٓاِنَّكُمْلَتَأْتُونَالْفَاحِشَةَۘمَاسَبَقَكُمْبِهَامِنْاَحَدٍمِنَالْعَالَم۪ينَ٢٨
Ve lutan iz kale li kavmihi innekum le te'tunel fahışete ma sebekakum biha min ehadin minel alemin.

"Gerçekten siz; erkeklere yönelecek, yanlış yolu seçecek ve bir araya gelerek çirkinlik yapacak mısınız?" Halkının yanıtı: "Eğer doğru söyleyenlerden isen Allah'ın azabını bize getir." demeleri oldu.

اَئِنَّكُمْلَتَأْتُونَالرِّجَالَوَتَقْطَعُونَالسَّب۪يلَوَتَأْتُونَف۪ينَاد۪يكُمُالْمُنْكَرَۜفَمَاكَانَجَوَابَقَوْمِه۪ٓاِلَّٓااَنْقَالُواائْتِنَابِعَذَابِاللّٰهِاِنْكُنْتَمِنَالصَّادِق۪ينَ٢٩
E innekum le te'tuner ricale ve taktaunes sebile ve te'tune fi nadikumulmunker, fe ma kane cevabe kavmihi illa en kalu'tina bi azabillahi in kunte mines sadikin.

Lut: "Rabb'im! Bozgunculuk yapan halka karşı bana yardım et." dedi.

قَالَرَبِّانْصُرْن۪يعَلَىالْقَوْمِالْمُفْسِد۪ينَ۟٣٠
Kale rabbinsurni alel kavmil mufsidin.

Resullerimiz İbrahim'e müjdeyi getirdiklerinde: "Biz bu beldenin halkını helak edeceğiz." dediler. "Zira bu beldenin halkı zalim oldular."

وَلَمَّاجَٓاءَتْرُسُلُـنَٓااِبْرٰه۪يمَبِالْبُشْرٰىۙقَالُٓوااِنَّامُهْلِكُٓوااَهْلِهٰذِهِالْقَرْيَةِۚاِنَّاَهْلَهَاكَانُواظَالِم۪ينَۚ٣١
Ve lemma caet rusuluna ibrahime bil buşra, kalu inna muhliku ehli hazihil karyeh, inne ehleha kanu zalimin.

İbrahim: "Fakat orada Lut var!" dedi. "Biz, orada kimin olduğunu daha iyi biliriz. Geride kalanlarla beraber olacak olan karısı hariç, onu ve ehlini mutlaka kurtaracağız." dediler.

قَالَاِنَّف۪يهَالُـوطاًۜقَالُوانَحْنُاَعْلَمُبِمَنْف۪يهَاۘلَنُنَجِّيَنَّهُوَاَهْلَـهُٓاِلَّاامْرَاَتَهُۘكَانَتْمِنَالْغَابِر۪ينَ٣٢
Kale inne fiha luta, kalu nahnu a'lemu bi men fiha le nunecciyennehu ve ehlehu illemreetehu kanet minel gabirin.

Elçilerimiz Lut'a vardıkları zaman, onların gelmelerinden dolayı telaşlandı, sarkıntılık yapacaklarını düşünerek içi daraldı. Elçiler: "Korkma ve üzülme; Biz -geride kalanlarla beraber olacak olan karın hariç- seni ve ehlini mutlaka kurtaracağız." dediler.

وَلَمَّٓااَنْجَٓاءَتْرُسُلُنَالُـوطاًس۪ٓيءَبِهِمْوَضَـاقَبِهِمْذَرْعاًوَقَالُوالَاتَخَفْوَلَاتَحْزَنْ۠اِنَّامُنَجُّوكَوَاَهْلَكَاِلَّاامْرَاَتَكَكَانَتْمِنَالْغَابِر۪ينَ٣٣
Ve lemma en caet rusuluna lutan sie bihim ve daka bihim zer'an, ve kalu la tehaf ve la tahzen, inna muneccuke ve ehleke illemreeteke kanet minel gabirin.

Biz, bu belde halkının üzerine, yoldan çıkmaları nedeniyle gökten bir azap indireceğiz.

اِنَّامُنْزِلُونَعَلٰٓىاَهْلِهٰذِهِالْقَرْيَةِرِجْزاًمِنَالسَّمَٓاءِبِمَاكَانُوايَفْسُقُونَ٣٤
İnna munzilune ala ehli hazihil karyeti riczen mines semai bima kanu yefsukun.

Ant olsun ki Biz, aklını kullanan bir halk için ondan apaçık bir ayet bıraktık.

وَلَقَدْتَرَكْنَامِنْهَٓااٰيَةًبَيِّنَةًلِقَوْمٍيَعْقِلُونَ٣٥
Ve lekad terekna minha ayeten beyyineten li kavmin ya'kılun.

Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı gönderdik. Şu'ayb: "Ey halkım! Allah'a kulluk edin. Ahiret gününü umut edin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın!" dedi.

وَاِلٰىمَدْيَنَاَخَاهُمْشُعَيْباًۙفَقَالَيَا قَوْمِاعْبُدُوااللّٰهَوَارْجُواالْيَوْمَالْاٰخِرَوَلَاتَعْثَوْافِيالْاَرْضِمُفْسِد۪ينَ٣٦
Ve ila medyene ehahum şuayben fe kale ya kavmi'budullahe vercul yevmel ahıre ve la ta'sev fil ardı mufsidin.

Fakat onu yalanladılar. Bu nedenle onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.

فَكَذَّبُوهُفَاَخَذَتْهُمُالرَّجْفَةُفَاَصْبَحُواف۪يدَارِهِمْجَاثِم۪ينَۘ٣٧
Fe kezzebuhu fe ehazethumur recfetu fe asbehu fi darihim casimin.

Ad ve Semud'un sonları da yurtlarının durumundan size belli olmaktadır. Şeytan yaptıklarını güzel göstererek onların yanlış yolu seçmelerine sebep oldu. Oysaki doğruyu görebilirlerdi.

وَعَاداًوَثَمُودَا۬وَقَدْتَبَيَّنَلَكُمْمِنْمَسَاكِنِهِمْ۠وَزَيَّنَلَهُمُالشَّيْطَانُاَعْمَالَهُمْفَصَدَّهُمْعَنِالسَّب۪يلِوَكَانُوامُسْتَبْصِر۪ينَۙ٣٨
Ve aden ve semude ve kad tebeyyene lekum min mesakinihim, ve zeyyene lehumuş şeytanu a'malehum fe saddehum anis sebili ve kanu mustebsırin.

Karun, Firavun ve Haman'a; Musa kanıt içeren, açıklayıcı bilgiyle geldi. Ne var ki onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar. Onlar kurtulanlardan olmadılar.

وَقَارُونَوَفِرْعَوْنَوَهَامَانَوَلَقَدْجَٓاءَهُمْمُوسٰىبِالْبَيِّنَاتِفَاسْتَكْبَرُوافِيالْاَرْضِوَمَاكَانُواسَابِق۪ينَۚ٣٩
Ve karune ve fir'avne ve hamane ve lekad caehum musa bil beyyinati festekberu fil ardı ve ma kanu sabikin.

Bunun üzerine suçları nedeniyle hepsini cezalandırdık. Bir kısmının üzerine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik. Kimisini de korkunç bir ses yakaladı. Kimisini de yerin dibine geçirdik. Kimisini de boğduk. Böyle yapmakla, Allah onlara haksızlık yapmadı. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar.

فَكُلاًّاَخَذْنَابِذَنْبِه۪ۚفَمِنْهُمْمَنْاَرْسَلْنَاعَـلَيْهِحَـاصِباًۚوَمِنْهُمْمَنْاَخَذَتْهُالصَّيْحَةُۚوَمِنْهُمْمَنْخَسَفْنَابِهِالْاَرْضَۚوَمِنْهُمْمَنْاَغْرَقْنَاۚوَمَاكَانَاللّٰهُلِيَظْلِمَهُمْوَلٰكِنْكَانُٓوااَنْفُسَهُمْيَظْلِمُونَ٤٠
Fe kullen ehazna bi zenbih, fe minhum men erselna aleyhi hasıba, ve minhum men ehazethussayhah, ve minhum men hasefnabihil ard, ve minhum men agrakna, ve ma kanallahu li yazlimehum ve lakin kanu enfusehum yazlimun.

Allah'ın yanı sıra veliler edinenlerin durumu, kendisine dişi örümceğin evini ev edinenin durumu gibidir. Kuşkusuz evlerin en dayanıksızı dişi örümceğin evidir. Keşke bunu kavrayabilselerdi.

مَثَلُالَّذ۪ينَاتَّخَذُوامِنْدُونِاللّٰهِاَوْلِيَٓاءَكَمَثَلِالْعَنْكَبُوتِۚاِتَّخَذَتْبَيْتاًۜوَاِنَّاَوْهَنَالْبُيُوتِلَبَيْتُالْعَنْكَبُوتِۢلَوْكَانُوايَعْلَمُونَ٤١
Meselullezinettehazu min dunillahi evliyae ke meselil ankebut, ittehazet beyta ve inne evhenel buyuti le beytul ankebut, lev kanu ya'lemun.

Kuşkusuz Allah, onların Kendisinin yanı sıra yöneldikleri şeylerin ne olduğunu bilir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

اِنَّاللّٰهَيَعْلَمُمَايَدْعُونَمِنْدُونِه۪مِنْشَيْءٍۜوَهُوَالْعَز۪يزُالْحَك۪يمُ٤٢
İnnallahe ya'lemu ma yed'une min dunihi min şey', ve huvel azizul hakim.

Bu örnekleri insanlara veriyoruz. Onu alimlerden başkası kavrayamaz.

وَتِلْكَالْاَمْثَالُنَضْرِبُهَالِلنَّاسِۚوَمَايَعْقِلُـهَٓااِلَّاالْعَالِمُونَ٤٣
Ve tilkel emsalu nadribuha lin nas ve ma ya'kıluha illel alimun.

Allah, gökleri ve yeri hakk ile yarattı. Bunda İman Edenler için kesinlikle bir ayet vardır.

خَلَقَاللّٰهُالسَّمٰوَاتِوَالْاَرْضَبِالْحَقِّۜاِنَّف۪يذٰلِكَلَاٰيَةًلِلْمُؤْمِن۪ينَ۟٤٤
Halakallahus semavati vel arda bil hakk, inne fi zalike le ayeten lil mu'minin.

Kitap'tan sana vahyolunan şeyi oku. Salatı ikame et. Salat, fahşadan ve münkerden alıkoyar. Kesinlikle Allah'ın zikri daha büyüktür. Allah, yaptığınız şeyleri bilir.

اُتْلُمَٓااُو۫حِيَاِلَيْكَمِنَالْكِتَابِوَاَقِمِالصَّلٰوةَۜاِنَّالصَّلٰوةَتَنْهٰىعَنِالْفَحْشَٓاءِوَالْمُنْكَرِۜوَلَذِكْرُاللّٰهِاَكْبَرُۜوَاللّٰهُيَعْلَمُمَاتَصْنَعُونَ٤٥
Utlu ma uhıye ileyke minel kitabi ve ekımıs salat, innes salate tenha anil fahşai vel munker, ve le zikrullahi ekber, vallahu ya'lemu ma tasneun.

Haksızlık edenleri hariç, Kitap Ehli ile ancak en iyi şekilde mücadele edin. Ve deyin ki: "Biz, bize indirilene de size indirilene de iman ettik. Bizim ve sizin ilahınız birdir. Biz de O'na teslim olanlarız."

وَلَاتُجَادِلُٓوااَهْلَالْكِتَابِاِلَّابِالَّت۪يهِيَاَحْسَنُۗاِلَّاالَّذ۪ينَظَلَمُوامِنْهُمْوَقُولُٓوااٰمَنَّابِالَّـذ۪ٓياُنْزِلَاِلَيْنَاوَاُنْزِلَاِلَيْكُمْوَاِلٰهُنَاوَاِلٰهُكُمْوَاحِدٌوَنَحْنُلَهُمُسْلِمُونَ٤٦
Ve la tucadilu ehlel kitabi illa billeti hiye ahsenu illellezine zalemu minhum ve kulu amenna billezi unzile ileyna ve unzile ileykum ve ilahuna ve ilahukum vahıdun ve nahnu lehu muslimun.

İşte böylece sana Kitap'ı indirdik. Kendilerine Kitap ulaştırdıklarımız, ona iman ederler. Şu kimselerden de O'na iman edecekler vardır. Kafirlerden başkası ayetlerimizi inkar etmez.

وَكَذٰلِكَاَنْزَلْـنَٓااِلَيْكَالْكِتَابَۜفَالَّذ۪ينَاٰتَيْنَاهُمُالْكِتَابَيُؤْمِنُونَبِه۪ۚوَمِنْهٰٓؤُ۬لَٓاءِمَنْيُؤْمِنُبِه۪ۜوَمَايَجْحَدُبِاٰيَاتِنَٓااِلَّاالْكَافِرُونَ٤٧
Ve kezalike enzelna ileykel kitab, fellezine ateyna humul kitabe yu'minune bih, ve min haulai men yu'minu bih, ve ma yechadu bi ayatina illel kafirun.

Sen, daha önce herhangi bir kitaptan okuyor ve onu elinle yazıyor değildin. Öyle olsaydı, mesajını geçersiz yapmak isteyenler kesinlikle kuşkulanırlardı.

وَمَاكُنْتَتَتْلُوامِنْقَبْلِه۪مِنْكِتَابٍوَلَاتَخُطُّهُبِيَم۪ينِكَاِذاًلَارْتَابَالْمُبْطِلُونَ٤٨
Ve ma kunte tetlu min kablihi min kitabin ve la tehuttuhu bi yeminike izen lertabel mubtılun.

Hayır! O, kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde yer eden apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi zalimlerden başkası yalanlamaz.

بَلْهُوَاٰيَاتٌبَيِّنَاتٌف۪يصُدُورِالَّذ۪ينَاُو۫تُواالْعِلْمَۜوَمَايَجْحَدُبِاٰيَاتِنَٓااِلَّاالظَّالِمُونَ٤٩
Bel huve ayatun beyyinatun fi sudurillezine utul ilm, ve ma yechadu bi ayatina illez zalimun.

"Ona Rabb'inden ayetler indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: "Ayetler ancak Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

وَقَالُوالَوْلَٓااُنْزِلَعَلَيْهِاٰيَاتٌمِنْرَبِّه۪ۜقُلْاِنَّمَاالْاٰيَاتُعِنْدَاللّٰهِۜوَاِنَّـمَٓااَنَا۬نَذ۪يرٌمُب۪ينٌ٥٠
Ve kalu lev la unzile aleyhi ayatun min rabbih, kul innemel ayatu indallah, ve innema ene nezirun mubin.

Kendilerine okunan Kitap'ı sana indirmemiz onlara yetmedi mi? Kuşkusuz bunda iman eden bir toplum için bir rahmet ve zikir vardır.

اَوَلَمْيَكْفِهِمْاَنَّٓااَنْزَلْنَاعَلَيْكَالْكِتَابَيُتْلٰىعَلَيْهِمْۜاِنَّف۪يذٰلِكَلَرَحْمَةًوَذِكْرٰىلِقَوْمٍيُؤْمِنُونَ۟٥١
E ve lem yekfihim enna enzelna aleykel kitabe yutla aleyhim, inne fi zalike le rahmeten ve zikra li kavmin yu'minun.

De ki: "Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir." Batıl'a iman edenler ve Allah'ı yalanlayan kimseler, işte onlar hüsranda olanlardır.

قُلْكَفٰىبِاللّٰهِبَيْن۪يوَبَيْنَكُمْشَه۪يداًۚيَعْلَمُمَافِيالسَّمٰوَاتِوَالْاَرْضِۜوَالَّذ۪ينَاٰمَنُوابِالْبَاطِلِوَكَفَرُوابِاللّٰهِۙاُو۬لٰٓئِكَهُمُالْخَاسِرُونَ٥٢
Kul kefa billahi beyni ve beynekum şehida, ya'lemu ma fis semavati vel ard, vellezine amenu bil batılı ve keferu billahi ulaike humul hasirun.

Senden azabı hemen getirmeni istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir zaman olmasaydı, azap onlara elbette gelmişti. Ve o, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın gelecek.

وَيَسْتَعْجِلُونَكَبِالْعَذَابِۜوَلَوْلَٓااَجَلٌمُسَمًّىلَجَٓاءَهُمُالْعَذَابُۜوَلَيَأْتِيَنَّهُمْبَغْتَةًوَهُمْلَايَشْعُرُونَ٥٣
Ve yesta'ciluneke bil azab, ve lev la ecelun musemmen le caehumul azab, ve le ye'tiyennehum bagteten ve hum la yeş'urun.

Senden azabı hemen getirmeni istiyorlar. Oysaki Cehennem kesinlikle Kafirleri çepeçevre kuşatacaktır.

يَسْتَعْجِلُونَكَبِالْعَذَابِۜوَاِنَّجَهَنَّمَلَمُح۪يطَةٌبِالْكَافِر۪ينَۙ٥٤
Yesta'ciluneke bil azab, ve inne cehenneme le muhitatun bil kafirin.

O gün, azap üstlerinden ve ayaklarının altından onları kuşatacak. Ve "Yapmış olduğunuz şeylerin cezasını tadın!" der.

يَوْمَيَغْشٰيهُمُالْعَذَابُمِنْفَوْقِهِمْوَمِنْتَحْتِاَرْجُلِهِمْوَيَقُولُذُوقُوامَاكُنْتُمْتَعْمَلُونَ٥٥
Yevme yagşahumul azabu min fevkıhim ve min tahti erculihim ve yekulu zuku ma kuntum ta'melun.

Ey İman Eden kullarım! Yeryüzüm geniştir. Öyleyse yalnız Bana kulluk edin.

يَاعِبَادِيَالَّذ۪ينَاٰمَنُٓوااِنَّاَرْض۪يوَاسِعَةٌفَاِيَّايَفَاعْبُدُونِ٥٦
Ya ıbadıyellezine amenu inne ardi vasiatun fe iyyaye fa'budun.

Her nefs ölümü tadıcıdır. Sonra Biz'e döndürüleceksiniz.

كُلُّنَفْسٍذَٓائِقَةُالْمَوْتِثُمَّاِلَيْنَاتُرْجَعُونَ٥٧
Kullu nefsin zaikatul mevti summe ileyna turceun.

İman edenleri ve salihatı yapanları, içinde sürekli kalacakları Cennet'te; altından ırmaklar akan köşklere yerleştireceğiz. İyi işler yapanların ödülü ne güzeldir!

وَالَّذ۪ينَاٰمَنُواوَعَمِلُواالصَّالِحَاتِلَنُبَوِّئَنَّهُمْمِنَالْجَنَّةِغُرَفاًتَجْر۪يمِنْتَحْتِهَاالْاَنْهَارُخَالِد۪ينَف۪يهَاۜنِعْمَاَجْرُالْعَامِل۪ينَۗ٥٨
Vellezine amenu ve amilus salihati le nubevviennehum minel cenneti gurafan tecrimin tahtihel enharu halidine fiha, ni'me ecrul amilin.

Onlar, sabreden ve Rabb'lerine tevekkül edenlerdir.

اَلَّذ۪ينَصَبَرُواوَعَلٰىرَبِّهِمْيَتَوَكَّلُونَ٥٩
Ellezine saberu ve ala rabbihim yetevekkelun.

Rızıklarını temin edemeyen nice dabbe vardır. Onlara da size de Allah rızık verir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

وَكَاَيِّنْمِنْدَٓابَّةٍلَاتَحْمِلُرِزْقَهَاۗاَللّٰهُيَرْزُقُهَاوَاِيَّاكُمْۘوَهُوَالسَّم۪يعُالْعَل۪يمُ٦٠
Ve keeyyin min dabbetin la tahmilu rızkaha allahu yerzukuha ve iyyakum ve huves semiul alim.

Gerçek şu ki, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı yararınıza sunan kimdir?" diye sorsan, kesinlikle "Allah." diyecekler. O halde nasıl başka varlıklara yöneliyorlar!

وَلَئِنْسَاَلْتَهُمْمَنْخَلَقَالسَّمٰوَاتِوَالْاَرْضَوَسَخَّرَالشَّمْسَوَالْقَمَرَلَيَقُولُنَّاللّٰهُۚفَاَنّٰىيُؤْفَكُونَ٦١
Ve le in seeltehum men halakas semavati vel arda ve sehhareş şemse vel kamere le yekulunnallah, fe enna yu'fekun.

Allah, kullarından dilediğine rızkı genişletir ve onun için takdir eder. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.

اَللّٰهُيَبْسُطُالرِّزْقَلِمَنْيَشَٓاءُمِنْعِبَادِه۪وَيَقْدِرُلَهُۜاِنَّاللّٰهَبِكُلِّشَيْءٍعَل۪يمٌ٦٢
Allahu yebsutur rızka li men yeşau min ibadihi ve yakdiru leh, innallahe bi kulli şey'in alim.

Eğer onlara: "Gökten su indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra dirilten kimdir?" diye sorsan, kesinlikle "Allah" diyecekler. De ki: "Hamd Allah'a özgüdür." Fakat onların çoğu akıllarını kullanmıyorlar.

وَلَئِنْسَاَلْتَهُمْمَنْنَزَّلَمِنَالسَّمَٓاءِمَٓاءًفَاَحْيَابِهِالْاَرْضَمِنْبَعْدِمَوْتِهَالَيَقُولُنَّاللّٰهُۜقُلِالْحَمْدُلِلّٰهِۜبَلْاَكْثَرُهُمْلَايَعْقِلُونَ۟٦٣
Ve le in seeltehum men nezzele mines semai maen fe ahya bihil arda min ba'di mevtiha le yekulunnallah, kulil hamdu lillah, bel ekseruhum la ya'kılun.

Bu dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret Yurdu, gerçek hayattır. Keşke, bunun farkında olsalardı!

وَمَاهٰذِهِالْحَيٰوةُالدُّنْيَٓااِلَّالَهْوٌوَلَعِبٌۜوَاِنَّالدَّارَالْاٰخِرَةَلَهِيَالْحَيَوَانُۢلَوْكَانُوايَعْلَمُونَ٦٤
Ve ma hazihil hayatud dunya illa lehvun ve laib, ve inned darel ahırete le hiyel hayevan, lev kanu ya'lemun.

Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a özgü kılarak O'na dua ederler. Fakat onları karaya çıkarıp kurtardığımız zaman, hemen şirk koşarlar.

فَاِذَارَكِبُوافِيالْفُلْكِدَعَوُااللّٰهَمُخْلِص۪ينَلَهُالدّ۪ينَۚفَلَمَّانَجّٰيهُمْاِلَىالْبَرِّاِذَاهُمْيُشْرِكُونَۙ٦٥
Fe iza rakibu fil fulki deavullahe muhlisine lehud din, fe lemma neccahum ilel berri iza hum yuşrikun.

Onlar, kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve gönüllerince yaşasınlar! Yakında neyin ne olduğunu görecekler!

لِيَكْفُرُوابِمَٓااٰتَيْنَاهُمْۙوَلِيَتَمَتَّعُوا۠فَسَوْفَيَعْلَمُونَ٦٦
Li yekfuru bima ateynahum ve li yetemettau, fe sevfe ya'lemun.

Çevresindeki insanlar can güvenliği içinde değilken, orayı güvenli harem ve emin bir yer kıldığımızı görmediler mi? Hala Batıl'a mı inanıyorlar ve Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?

اَوَلَمْيَرَوْااَنَّاجَعَلْنَاحَرَماًاٰمِناًوَيُتَخَطَّفُالنَّاسُمِنْحَوْلِهِمْۜاَفَبِالْبَاطِلِيُؤْمِنُونَوَبِنِعْمَةِاللّٰهِيَكْفُرُونَ٦٧
E ve lem yerev enna cealna haramen aminen ve yutehattafun nasu min havlihim, e fe bil batılı yu'minune ve bi ni'metillahi yekfurun.

Uydurduğu yalanı Allah'a isnat eden iftiracıdan veya kendisine gelen hakikati yalanlayandan daha zalim kim vardır? Kafirler için Cehennem'de yer mi yok?

وَمَنْاَظْلَمُمِمَّنِافْتَرٰىعَلَىاللّٰهِكَذِباًاَوْكَذَّبَبِالْحَقِّلَمَّاجَٓاءَهُۜاَلَيْسَف۪يجَهَنَّمَمَثْوًىلِلْكَافِر۪ينَ٦٨
Ve men azlemu mimmeniftera alallahi keziben ev kezzebe bil hakkı lemma caeh, e leyse fi cehenneme mesven lil kafirin.

Biz, Bizim yolumuzda cihad edenleri elbette yollarımıza iletiriz. Kuşkusuz Allah, muhsinlerle beraberdir.

وَالَّذ۪ينَجَاهَدُواف۪ينَالَنَهْدِيَنَّهُمْسُبُلَنَاۜوَاِنَّاللّٰهَلَمَعَالْمُحْسِن۪ينَ٦٩
Vellezine cahedu fina le nehdiyennehum subulena ve innallahe le meal muhsinin.